Cinsellik Genel

Yeni̇ Koronavi̇rüs Süreci̇ Ve Ci̇nsel Yaşam

Yeni koronavirüsün (SARS-CoV-2) neden olduğu Covid-19 hastalığı bütün ülkeleri etkileyerek küresel bir pandemiye yol açarken, özellikle sürecin başlangıcında toplumsal düzeyde bir panik oluşturmuştur. Güvenlik duygusunun derinden etkilendiği böyle bir ortamda korku, kaygı ve stres egemen olur, akılcı düşünce yerini kargaşaya bırakır ve cinsellik boyutu da dahil olmak üzere yaşamın bütün alanları olumsuz yönde etkilenir.

Gerçekte biyolojik, psikolojik ve sosyal bir varlık olarak insanı sıkıntıya sokan, yaşam rutinini bozan, güvenliğini tehdit eden etkenler  belirsizliğin ve bilgisizliğin hakim olduğu bir ortamda sorunları daha da derinleştirirler. Ancak doğru bilginin paylaşıldığı ve dogmatik anlayışların değil, bilimin rehber alındığı bir yaşam felsefesiyle, belirsizlikler bilimin ışığıyla aydınlandığında sorunlar aşılmaya başlanır.

Cinsel yaşamın üreme boyutu dışında haz, keyif ve eğlence boyutu da olduğu düşünüldüğünde, sorunların varlığında etkilenmemesi olası değildir. Sağlıkla ilgili korkular, sosyal yaşamın etkilenmesi, engellenmişlik hissi ve en önemlisi ekonomik kaygılar çoğu zaman cinsel isteği azaltmaktadır. Geçmişte yapılan bazı çalışmalar toplumsal düzeyde yaşanan travmalar sürecinde, daha düşük oranlarla da olsa, bazı bireylerde cinsel isteğin etkilenmediği, hatta bazı bireylerde de cinsel isteğin arttığını ortaya koymaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü koronavirüsün cinsel yolla bulaşıp bulaşmadığı konusunda bir saptama yapmak için erken olduğunu, bunun için daha geniş çaplı araştırmalara ihtiyaç olduğunu vurgulamıştır. Bilindiği gibi, önce Çin’de 12, İtalya’da 1 Covid-19 hastasında yapılan araştırmalarda, hastalardan alınan meni (semen) sıvısında virüsün görülmediği vurgulanmışken, daha sonra JAMA Open Network adlı derginin 1 Mayıs 2020 tarihinde yayınlanan sayısındaki bir makalede, araştırma konusu olan 38 Covid-19 hastası olan erkekten alınan meni örneklerinin 6’ sında koronavirüsün saptandığı belirtilmiştir. Amerikan Cinsel  Sağlık Birliği’nin 20 Mayıs 2020 tarihinde güncellenmiş haliyle ‘’Sex in the Time of COVID-19’’ adlı başlıkla yayınladığı bilgilendirme yazısında bu tarihe kadar yapılan çalışmalarda vajina sıvısında koronavirüsün görülmediği vurgulanmaktadır.

Böyle bir süreçte, ortaya çıkan bilgiler ışığında ve koronavirüsle ilgili testlerin belirtilen özel koşullar olmadan, bireyin isteği ile yapılamadığı, testlerin tarama testi olarak kullanılamadığı bir ortamda cinsel yaşamımıza yaklaşımımız nasıl olmalı? Cinsel hazzın, eğlencenin ve keyifli heyecanların yaşandığı, bağışıklık sistemini güçlendiren, kan basıncının düzenlenmesine ve kalp sağlığına katkı sağlayan, fiziksel aktivite olarak ta değerlendirilebilecek, karşılıklı gönüllülük ve özgür seçimlerle belirlenen partner ilişkilerine çok da iyi gelen seksten vaz mı geçelim?

Öncelikle şunu söyleyebiliriz; Aynı evde yaşadığınız, Covid-19 belirtileri gösteren biriyle temas etmediğiniz, koronavirüsün bulaşabileceği koşullarda bulunmadığınız, sizin de partnerinizin de ateş, solunum sıkıntısı, kuru öksürük gibi hastalığı düşündürecek belirtiler taşımayıp, evde kal çağrısına uyduğunuzda, pandemi sürecinden önceki seks yaşantınızı sürdürebilirsiniz. Hatta stresin ve kaygının böylesine arttığı, rahatlamanın, gevşemenin ve ilişkiyi güçlendirmenin daha da önemli olduğu böyle bir dönemde, dinamik, dinlenmiş ve zinde olarak yeni aşk oyunlarını keşfederek seks yaşantınızı güzelleştirip, daha ileri taşıyabilirsiniz.

Partneriniz var ancak ayrı yerlerde yaşıyorsunuz, bir süre sonra yolculuk yapıp, birlikte olmaya, aynı evde yaşamaya başlıyorsunuz. Bu durumda ayrı odalarda kalıp 14 günlük standart karantina koşullarını uyguladıktan sonra, hastalıkla ilgili belirtiler de ortaya çıkmadığında  aktif seks yaşamınız için kapı aralanmış oluyor.

Partneriniz var, ayrı yerlerdesiniz, birlikte aynı ortamda yaşama olanağınız yok. Görsellik te dahil olmak üzere teknolojiyi kullanarak, erotik öykülerinizi ve cinsel fantezilerinizi paylaşarak karşılıklı mastürbasyon yapabilir, partnerinizle cinsel hazzı ve mutluluğu yaşayıp doyuma ulaşabilirsiniz.

Cinsel aktivitenizi paylaştığınız bir partneriniz yok, uygun ortam ve hijyen koşullarını sağladıktan sonra cinsel fantezilerinizi hayal ederek, koronavirüs bulaşma riski olmadan, otoerotizmle doyuma ulaşabilirsiniz.

Dünya Cinsel Sağlık Birliği’nin (The World Assosication of Sexual Health) ilk kez 1999 yılında ilan ettiği ve en son 2014 yılında gözden geçirip tekrar yayınladığı cinsel haklarla ilgili deklerasyonu;  cinselliğin evrensel insan hakları kapsamında, her insanın kişiliğinin ayrılmaz bir parçası olduğuna vurgu yaparken, sahip olduğu cinsel haklardan birinin  otoerotizmin de dahil olduğu , cinsel haz alma hakkı olduğunu belirtir.

Ataerkil yapının, erkekçi bakış açısının, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kadının başta yaşam hakkı olmak üzere yaşamın diğer alanlarında olduğu gibi cinsel haklarını da yok saydığını, canice tüm haklarına  saldırdığını her gün binlerce kez yaşıyor ve yaşamaya devam ediyoruz. Evrensel İnsan haklarının sadece erkek hakkı olmadığına vurgu yapmak durumunda kalmak çok acı.

Yaşam devam ederken, umut adına, yaşamı güzelleştirme adına cinsel yaşamla ilgili yaptığımız bu öneriler; sosyal adaletin yerlerde süründüğü, birilerinin evde kalıp, ötekilerinin çalışmak durumunda bırakıldığı bu koronavirüs sürecinde, yalnız ve yalnız semptomlara yönelik önerilerdir, çabalardır. Gerçekte, koronavirüs süreci olsun ya da olmasın, olabildiğince mutlu ve keyifli bir cinsel yaşama, toplumsal cinsiyet eşitliğinin de gerçekleştiği, çalıştığı işten atılmak ve işsiz kalmak korkusunun olmadığı, gelecekte yaşamımı nasıl idame ettirebilir endişesi olmadan yaşayabildiği, insana, kuşa, kediye, köpeğe, bütün canlılara, soluduğumuz havaya, içtiğimiz suya, toprağa yani doğaya saygılı bir ekonomik sistemin varlığı ile ulaşılabilir.

Doktor hakkında

Op. Dr. Can Pahalı

Op. Dr. Can Pahalı

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Klinik Psikoloji alanında yüksek lisans yaptı. Cinsel Terapi Enstitüsü’nde (CİSED) cinsel terapi eğitimini tamamladı. Hipnoterapi eğitimi aldı. İskenderun’daki muayenehanesinde jinekolojik hastalıklarlarla birlikte başta vajinismus olmak üzere cinsel sorunlarla ilgili hastaları da tedavi etmektedir.

Bir yorum yap

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.